Ayetullah Hamaneinin 2021 Yılı Hac Mesajı
Ayetullah Hamaneinin 2021 Yılı Hac Mesajı
Ülke ve millete hizmet etme fırsatını iyi değerlendirmek gerekiyor
İran yarın cumhurbaşkanı seçimine gidiyor
Farsça Kursları
Mesnevi Okumaları
News > Ayetullah Hamaneinin 2021 Yılı Hac Mesajı


  Yazıcıdan çıktı almak        Arkadaşınıza gönderin

Ayetullah Hamaneinin 2021 Yılı Hac Mesajı

Ayetullah Hamaneinin 2021 Yılı Hac Mesajı

 

  

Hamd âlemlerin rabbine ve salat û selam Muhammed’e ve onun Ehl-i Beyt’ine olsun.

 Dünyanın dört bir yanındaki Müslüman kardeşlerim ve bacılarım!

 Maalesef bu yıl da İslam ümmeti büyük Hac nimetinden yine mahrum kaldı ve özlem dolu gönüller, merhamet sahibi Allah Teâla’nın biz insanlar için temellerini attığı o saygın evdeki ilahî ziyafete ne yazık ki yine ulaşamadı.

 Bu, manevi sevinç mevsimi olan Haccın firak ve hasret mevsimine dönüştüğü ikinci yıldır. Salgın hastalık illeti ve belki de Harem-i Şerif’e hâkim olan siyasetlerin belası; müminlerin özlem dolu gözlerini, İslam ümmetinin vahdet, azamet ve maneviyat sembolünü görmesini engellemiş ve bu azamet dolu yüce zirveyi, bulutlar ve dumanlar ile örtmüştür.

 

Belki de bu İlahî imtihan, İslam ümmeti tarihindeki diğer imtihanlar gibi olacak ve kim bilir ardında nice güzel parlak bir gelecek gösterecektir; lakin önemli olan Haccın hakiki yapısının tüm Müslümanların gönüllerinde canlı kalması ve geçici olarak o ibadetin cisminin gerçekleşmesi mümkün olmadığından, Haccın yüce mesajının diri tutulması gerekmektedir.

 

Hac, sırlarla dolu ve gizemli bir ibadettir. Hareket ve sükûnun o güzel yapısı ve bu tezadın bir araya gelişi, Müslüman bireyin ve Müslüman toplumun kimliğini inşa eder ve onun insanların gözündeki güzelliğini yansıtır. Bir yandan tüm kulların gönüllerini zikir, huşu ve tazarru ile manevi bir yükselişe geçirip Allah’a yakınlaştırır ve öte yandan eşit giyimler ve koordineli hareketler ile dünyanın dört bir yanından bir araya gelmiş olan kardeşlerin gönüllerini birbirlerine yakın kılar ve hatta bir taraftan da  İslam ümmetinin en üstün sembolünü tüm anlamlı ve gizemli gereksinimleri ile dünyanın gözleri önüne serer ve ümmetin azametini düşmanlarına gösterir.

 

Bu yıl o muazzam evde haccetmek mümkün değildir; ancak evin sahibine dikkat kesilmek, zikir, huşu, yakarış ve istiğfar kapısı açıktır. Arafat’ta bulunmak mümkün değildir; ancak Arefe gününde hakiki ilim ve marifeti artıran dua ve münacat mümkündür; Mina’da Şeytan’ı taşlamak mümkün olmasa da, despot Şeytan’ı uzaklaştırmak her yerde mümkündür. Kâbe’nin etrafında bedenlerin toplanması mümkün değildir; ancak gönüllerin Kur’an-ı Kerim’in nurani ayetleri etrafında toplanması ve Allah’ın ipine sımsıkı sarılması her zamanki görevimizdir.

 

Büyük topluluklara, geniş topraklara, sayısız doğal zenginliklere ve zinde milletlere sahip olan biz İslam dini takipçileri; sahip olduklarımız şeyler ve imkanlar ile geleceğe yön vermeliyiz. Müslüman milletler geçtiğimiz yüz elli yıl boyunca, istisnalar hariç kendi ülkeleri ve devletlerinin geleceğinde rol sahibi olmamı, sürekli Batılı mütecaviz devletlerin güdümünde kalmış ve onların hırsına, müdahalelerine ve şerlerine maruz bırakılmıştır. Birçok ülkenin günümüzdeki bilimsel geri kalmışlığı ve siyasi bağlılığı o infial ve kifayetsizliğin sonucudur. Bizim milletlerimiz, gençlerimiz, bilim insanlarımız, din âlimlerimiz ve modern aydınlarımız, siyasiler, partiler ve topluluklarımız, bugün o iftihardan yoksun ve utanç dolu geçmişi telafi etmeli; Batılı güçlerin zorbalıkları, müdahaleleri ve şeraretleri karşısında dimdik durup ‘direniş’ göstermelidir.

 

İstikbar ve güç dünyasını endişelendirip sinirlendiren İran İslam Cumhuriyeti’nin tüm sözü de bu direnişe davet olmuştur: Amerika ve ona eşlik diğer mütecaviz güçlerin müdahale ve fenalığı karşısında direniş göstermek ve İslamî maarife dayanarak İslam dünyasının geleceğini ele almaktır.

 

Doğal olarak Amerika ve yandaşları ‘direniş’ unvanı karşısında hassasiyet gösteriyor ve ‘İslamî direniş cephesi’ne farklı biçimlerde düşmanlık ediyor. Bazı bölge hükümetlerinin onlar ile beraber yol alması da söz konusu şeraret ve çirkefliklerinin devamı doğrultusunda gerçekleşen acı bir gerçektir.

 

Hac menâsiki, say ve tavaf, Arafat ve Cemerat, haccın azameti ve vahdetinin bize gösterdiği doğru yol, Allah’a tevekkül ve O’nun sonsuz gücünü esas almak, milli özgüven, çaba ve güç ve gayret sarf etmeye inanç, harekete yönelik sarsılmaz bir azim ve zafere yoğun bir ümittir.

 

İslam topraklarındaki yaşanan bu gerçekler ümidi artırıyor ve o kutlu ülküyü güçlendiriyor. Bir yandan İslam dünyasındaki olumsuzluklar; bilimsel geri kalmışlık, siyasi bağlılıklar, ekonomik ve sosyal düzensizlikler bizi büyük bir görev ve yorgunluk kabul etmeyen bir mücahedet ile baş başa bırakırken; gasp edilmiş Filistin, bizden yardım talep ediyor; mazlumiyeti ile kanlar içerisinde yüzen Yemen, kalpleri acı ile yalnız bırakıyor; Afganistan’daki musibetler herkesi endişelendiriyor; Irak, Suriye, Lübnan veya Amerika ve yaverlerinin fitne ve müdahale elinin oralarda açıkça görünen başka ülkelerdeki acı olaylar, gençlerimizin gayret ve himmetini uyandırıyor. Ve öte yandan ‘direniş’ cephesinin tüm bu hassas bölgelerde başkaldırışı, milletlerinin uyanması, genç ve dirilik dolu neslin hedefleri, gönüllerin ümit ile dolup taşmasına sebep oluyor; Filistin tüm bölgelerde ‘Kudüs Kılıcını’ kınından çıkartıyor; Kudüs, Gazze ve Batı Şeria, 1948 toprakları ve kampların tümü ayaklanıyor ve 12 gün içinde mütecavizi mağlup ediyor; mahsur ve yalnız Yemen, yedi yıl şer ve taş kalpli bir düşmanın savaşı, cinayeti ve mazlum katliamına karşı dayanıyor ve gıda, ilaç ve yaşam imkânlarının kısıtlılığına rağmen zorbalara asla teslim olmayıp kendi iktidar ve yaratıcılığı ile onları endişelendiriyor; Irak’ta ‘direniş’ cephesi net ve açık bir dille, işgalci Amerika ve onun oluşturduğu IŞİD’i geri püskürtüyor; Amerika ve yoldaşlarının her türlü müdahalesi ve fenalığı karşısında kendi sarsılmaz azmini hiç duraksamadan beyan ediyor.

 Amerikalıların Irak, Suriye, Lübnan ve diğer ülkelerdeki ‘direniş’ cephelerinin azmi ve talebini tahrif etmek için propaganda çabası ve onları İran’a veya başka her hangi bir güce bağlı gibi gösterme eğilimleri, o cesur ve uyanık gençlere düpedüz bir hakarettir ve bu da hiç şüphesiz Amerikalıların bölge halklarını doğru anlayamamış ve tanıyamamış olmasından kaynaklanmaktadır.

 Bu yanlış algı Amerika’nın Afganistan’da aşağılanması ve bu topraklara 20 yıl önceki debdebeyle girişinden; savunmasız sivil halk karşısında silah ve bomba kullanmasından sonra, kendisini bataklıkta hissetmesine ve askeri gücü ve araçlarını oradan çıkarmasına sebep olmuştur. Elbette yine de basiretli ve zinde Afgan milleti, Amerika’nın ülkelerindeki istihbarat araçları ve yumuşak güç unsurları karşısında dikkatli olmalı ve onun karşısında bilinçli bir şekilde durmalıdır.

 Bölge ülkeleri basiretli ve bilinçli olduklarını göstermiş ve onların, Amerika’yı memnun tutmak için hatta onun hayati Filistin meselesindeki isteğine bile onay veren bazı devletlerden yolları ve yaklaşımları ayrıdır; İşgalci Siyonist rejimi ile aşikâr veya pinhan olarak dostluk kuran devletler; yani Filistin milletinin hakkını tarihi vatanlarında inkâr edenler, bunun Filistinlilerin sermayelerini çalmak olduğunu bilsin. Onlar kendi ülkelerinin doğal sermayelerinin çalınmasına yetinmemiştir ve şimdi Filistin milletinin sermayelerini çalıyorlar.

 

Kardeşlerim ve bacılarım!

 

Bizim bölgemiz ve onun yaşanan hızlı ve farklı olayları; dersler ve ibretlerin müzesidir. Bir yandan mütecavizin zorbalığı karşısında mücahedet ve direniş, öte yandan teslimden kaynaklanan zillet ve zaaf açıklamaları ve onun dayattıklarını tahammül etmek.

 Allah Teâla’nın doğru vaadi; mücahitlerin zaferidir; “Eğer Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” Bu mücahedetin ilk etkisi, Amerika ve diğer uluslararası zorbaların İslam ülkelerinde müdahale ve fesatlık peşinde olmasına engel olmaktır İnşallah.

 Yüce Allah’tan Müslüman milletlerin zaferini talep ediyorum ve İmam Mehdi’yi (ruhumuz ona feda olsun) selamlıyorum ve büyük İmam Humeynî’nin ve yüce gönüllü şehitlerin mertebelerinin yükselmesini Allah’tan istiyorum. Allah’ın salih kullarına selam olsun..

 

 

Seyyid Ali Hamaneî

17.07.2021

Tahran


14:03 - 20/07/2021    /    Sayı : 771543    /    gösterim sayısı : 128







Visitors` Statistics
 Ziyaretçi sayfası : 63664 | günlük ziyaretçi sayısı : 158 | Ziyaretçi özeti : 579738 | Bağlanmış (Bağlı) ziyaretçiler : 1 | sayfa yükleme : 1.5391 


İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Kültür Ataşesi 1993 ve 1995 ikili anlaşmasına uyarak İran Kültürünü Türkiye'de tanıtmaktadır ve iki ülkenin kültürel ilişkilerini geliştirilmesinde önemli adımlar atmayı umuyordur.


            ترکیه، استانبول

         استانبول ،محله حوبیار، خیابان آنکارا ، جائیل اُغلو پلاک 1

سرکنسولگری جمهوری اسلامی ایران


         İstanbul / Türkiye

         Hobyar Mahallesi, Ankara Cd. No:1, 34112 Cağaloğlu, Fatih,  

  istanbul@icro.ir

  Tel: +90 2125191816 , +90 5326165565